Belli sebeplerle kaybedilmiş dişlerin yerine çene kemiğine monte edilen yapay diş köklerine verilen addır. Titanyumdan yapılan vida formunda diş kökünün yerleştirilmesi ile yapılmaktadır. Geçmişte çekilen dişler veya farklı sebepler ile kaybedilmiş dişlerin yerine kendi dişimiz gibi bir yapı yapılamazken gelişmiş diş teknolojileri sayesinde, İmplant aracılığıyla artık bu mümkün hale gelmiştir. Günümüzde İmplant uzman hekimler tarafından rahatlıkla yapılabilmektedir. Bunun yanı sıra dış görünüş ve kullanım rahatlığı olarak implantı, kendi dişlerimizden ayırmak oldukça zordur. Bu da en çok tercih edilen diş tedavi yöntemlerinden biri olmasını oldukça etkilemektedir.

İmplantın kullanım amacı

Kaybedilmiş dişlerin eksikliğini azaltırken; hastanın, çiğneme kuvvetinin, diş estetiğinin, rahatlığının, ağız sağlığının ve konuşma özelliklerinin bozulmasını asgari düzeye indirmek hatta ortadan kaldırmaktır.

İmplantın tarihçesi

İmplant sözcüğü Latinceden ekmek, dikmek, yerleştirmek anlamlarına gelen kelimelerden türemiştir. Anlam olarak ise uygun yere yerleştirilmek üzere bir işlevsellik elde etmek amacıyla organik olarak üretilen cisme denir.

Oral uygulama sahasında kullanılan implantın tarihçesine bakıldığında, yapılan çalışmaların daha çok tranplantasyon ve reimplantasyon şeklinde olduğu görülmüştür. En eski bilgiler Çin kaynaklarından elde edilen bilgiler olmuştur. M.Ö. Çinli imparatorlardan Chin Noung ve 2637 yılında Han Ang Tu’nun dönemlerinde; akupunktur, gümüş ve altın gibi maddeler ile implantasyon denemeleri gerçekleştirilmiş. Maya uygarlığı döneminde de inorganik maddeler ile yapılan İmplant çeşitlerine rastlanılmıştır.

1931 yılında M.Ö. 600’lü yıllara ait olduğu düşünülen çene kemiği kalıntıları bulunmuş. Bu çene kabuğu incelendiğinde görülmüştür ki eksik olan üç adet dişin yerine deniz hayvanlarına ait kabukların İmplant edildiği saptanmıştır.

12.yüzyılda Zaero, cerrahi bilgilerinin bulunduğu kaynağında; kaybedilmiş dişin yerine inek dişinin transfer edilebileceğini yazmıştır.

1757 yılında Fauchard, kitabında diş implantasyonu hakkında detaylı bilgileri kaleme almıştır. Yine 18.yüzyılda Oliver Leadin, metalik implantı geliştirmeyi başarmıştır.

1909 yılında Greenfield, alveol denen kemiğin içine kafes tarzında İmplant keşfetmiştir. Sonraları Leger Dorez, vida ile sabitlenebilen İmplant modeli geliştirmiştir

Strock, ilk kez 1937 yılında içi dolu vida şeklinde olan implantın olabileceğini düşünmüştür. Yine Strock yoğun çalışmalarının neticesinde 1940 yılında endodontik denen implatı geliştirmiştir.

1938 yılında Dahl ise implantı çene kemiğin içine yerleştirmek yerine üstüne yerleştirme fikrinden hareketle ilk subperiotal implantı keşfetmiştir.

1953 yılında Sollier ve Chercheve, implantın tümünün vidalar ile sabitleştirilebileceği üzerinde çalışarak transosseos implantı geliştirmişlerdir.

Linkow Blade 1960’lı yıllarda çoğu implantı ihtiyaca göre düzenlemiş ve geliştirmiştir. Günümüze kadar birçok İmplant türü kullanılmış olup en çok tercih edilen ve sağlıklı sonuçlar elde edilen vida şeklinde olan implantlar olmuştur.

Kimlere implant uygulanabilir?

Çeşitli sebeplerle dişini kaybetmiş olan hastaların çene kemiğinin yapısının, implant yerleştirilmesine uygun olması gerekmektedir. Zira implant materyali belirli kalınlık ve genişliğe sahip vidalardır. Hastaya uygun muayene ve tetkikler yapıldıktan sonra uzman hekimlerin kararıyla lokal veya genel anestezinin ardından işlem kolaylıkla uygulanır. Geriye hastanın diş eti, kemik yapısının bu sürece uyum sağlaması beklenmektedir. İşlemin başarılı olabilmesi bu gibi faktörlere bağlıdır.

İmplant uygulaması nasıl yapılmaktadır?

İmplant tedavisi iki aşamada gerçekleştirilir. İlk aşamada hastanın durumuna göre lokal veya genel anestezinin ardından, implant olacak bölgedeki diş eti kaldırılarak cerrahi işlem uygulanır. Önceden hastanın kemik uzunluğuna ve kalınlığına uygun olarak belirlenmiş implant için kemikte yer açılır ve implant yerleştirme işlemi gerçekleştirilir. Genellikle 15 dakikada biten bu işlem sonrasında, anestezinin etkisi geçtikten sonra kişiye göre değişen ağrı ve reaksiyonlar gözlemlenebilir. Bu durumda fazla endişeye gerek yoktur. Hekiminizin yazacağı ağrı kesiciler ile bu süreci kolaylıkla atlatabilirsiniz. İşlem sonrasında hastanın çene kemiğine biyolojik olarak alışması için 2 ila 4 ay arasında bekleme süresi tanınır. Bu sürenin ardından ikinci aşamaya geçilir. Çene kemiğine yerleştirilen implant dediğimiz şey, aslında dişin kök durumdaki halidir. Kök olan implantın üzeri önceden alınmış ölçüye göre diş formu verilerek üstü kapatılır ve protez işlemlerine başlanır. Bu ikinci aşama da 2 hafta ile 3 hafta arasında tamamlanır.

Diş implantı operasyonu sonrası öneriler nelerdir?

  • Operasyon sonrası kanamanın durması için tampon uygulanır. Ayrıca operasyon bölgesinde olası şişlik, morarma ve ağrılar için buz uygulamaları önerilir.
  • Cerrahi işlemin hemen ardından 2 saat boyunca bir şey yiyip içilmemelidir.
  • İlk 24 saat sıcak olmayan püre halinde yiyecekler tüketilebilir. 24 saat boyunca tükürülmemelidir, ağız çalkalanmamalıdır ve sigara içilmemelidir.
  • Hekiminiz tarafından reçete edilen antibiyotik ve ağrı kesicilerini önerdiği şekilde almaya özen gösteriniz.
  • 36 saat geçtikten sonra, iki hafta süresince ağız tuzlu su veya doktorunuzun önerdiği gargara ile ağız çalkalanabilir.
  • İlk hafta boyunca sıcak yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalıdır. Soğuk içecekler tüketilebilir.
  • Operasyon sonrası dikişler 6 7 gün içinde doktorunuzun talimatıyla alınabilir.

İmplant kimlere uygulanmamalıdır?

18 yaşını doldurmamış veyahut kemik gelişimi henüz tamamlanmamış hastalar için implant tedavisi için beklenebilir veya durumuna göre hiç uygulanmayabilir.

Regüle edilemeyen şeker hastalarında doku iyileşmelerinde sıkıntı yaşayabileceği gerekçesiyle uzman hekimlerce tavsiye edilmemektedir. Yine yüksek tansiyon rahatsızlığı olan bireylerde, kalp yetmezliği veya felç tehlikeleri olabileceği kaydedilmiştir. Hemofili hastaları (kan pıhtılaşması sorunu olanlar) için ise kesinlikle implant tedavisi uygulaması önerilmemektedir.

Kemoterapi gören, radyasyona maruz kalmış, hamileler, aşırı alkol ve sigara tüketenler için de sakıncaları olduğu bilinmektedir. Bu gibi durumlar kişiden kişiye göre değişse de, hekimin detaylı muayenesine göre tedaviye karar verilir.

Diş implantının kullanım süresi ne kadardır?

Bu süre, implant uygulama aşamaları ve hastanın kullanım koşulları ile yakından ilgilidir. Şöyle ki bu tedavinin başında planlanan tedavi aşamalarından tutun da, doktorunuzun cerrahi işlemi uygulama esnasındaki steril ortam, kullandığı malzemenin kalitesi ve hatta hekimin bu konudaki tecrübesiyle bile yakından ilgilidir. İmplant tedavisini asıl başarılı kılacak olan ise bu tedaviyi gören kişiyle doğrudan bağlantılıdır. Hastanın sigara kullanmaması, ağız ve diş sağlığına dikkat etmesi, düzenli diş bakımlarını yapması, doktor kontrollerini aksatmaması gibi birçok faktörler bulunmaktadır.

Diş implantı tedavisinin avantajları

  • Protez tedavisine göre doğal dişler gibi daha iyi bir çiğneme gücü vermektedir.
  • Çene kemiği erimelerini önlemektedir.
  • Doğal dişlerden ayırt edilemeyecek kadar estetik bir görünüm elde edilmesini sağlar.
  • Sağlıklı dişlerin köprü benzeri işlemler yüzünden zarar görmesini engeller.
  • Hareketli protezlere göre daha kullanışlıdır.
  • Bir veya birden fazla diş kayıplarında tek diş kuronu ile tedavi görme olanağın sağlar.
  • İmplantın bakımı doğal dişlerden farksızdır, bu yüzden ekstra bir bakım gerektirmez.
  • Birçok gıdayı rahatça yiyebilmeye olanak sağladığından dengeli beslenmeye yardımcı olur.
  • Protez tedavi yöntemlerine göre daha uzun süre kullanıldığı saptanmıştır. Uzun ömürlü oluşu daha çok tercih edilmesine yol açmıştır.
  • Kişinin diş kaybı sonucunda yaşadığı olumsuz duyguları ortadan kaldırarak, özgüveni arttırır.

Diş implantının dezavantajları

  • Yanlış işlem uygulamaları sonucundan ortaya çıkabilecek sorunlar en büyük dezavantajlarındandır. Örneğin, cerrahi işlem sırasında veya sonrasında yaşanabilecek; sinir hasarı, yumuşak doku hasarı, çene kemiğinin zarar görmesi, enfeksiyon kapma gibi komplikasyonlardır. Enfeksiyon ağız sağlığını da doğrudan etkileyen bir problemdir.
  • İşlem sırasında kullanılan malzemelerin kalitesi, steril olmayışı gibi nedenlerin ortaya çıkardığı olumsuz sonuçlar.
  • Hekimin diş implantasyonu konusunda tecrübesiz olması.
  • Diş implantı tedavisinin diğer tedavilere oranla maliyetli olması
  • İmplantın işleminden sonra vidanın kemikle kaynaşma sürecinde hastanın ağız ve diş sağlığına daha fazla dikkat etmek zorunda kalması. Mesela, sigara kullanıyorsa sigara kullanımını bırakması veya en aza indirmesi.
  • Bazı kişilerce implantın ağızda ağırlık yaptığını söylemesi. Bu durum kişiden kişiye göre değişse de, protez uygulamalarında da bu gibi şikayetlere rastlanılmaktadır. İmplantlar titanyumdan elde edildikleri için belli ağırlıkları vardır fakat söz konusu ağırlık kişinin bu duruma uyum göstermesi ile ortadan kalkmaktadır. Yani geçicidir.
  • Yukarıda saydığımız olumsuz durumlara rağmen, implant son zamanlarda en çok kullanılan diş tedavi yöntemlerinden birisidir. Gelişen teknoloji sayesinde uygulanması günden güne daha kolay hale gelmiştir. Hastaların birçoğu bu yöntemden yüksek oranda memnuniyetini dile getirmektedir. Uzun vadede kalıcı çözümler sunması, zamanla kendi dişimizden hiçbir fark yaratmaması, diş implantının uzun yıllar boyunca geliştirilip kullanılacağına işaret ediyor.


Bir cevap yazın